Leonardo da Vinci’nin Az Bilinen Dahilikleri
leonardo da vinci kimdir? Leonardo da Vinci, yalnızca bir ressam değil, aynı zamanda bir mucit, bilim insanı ve filozof olarak tarihe damga vurmuş çok yönlü bir figür olarak kabul edilmektedir.
Sokak sanatı, şehir duvarlarını bir ifade alanına dönüştüren, renkli ve dinamik bir sanat formudur.
Sokak sanatı ve grafiti, 1970'lerde New York'ta başlayarak dünya genelinde bir fenomen haline geldi. Bu sanat formu, isyanın bir ifadesi olarak ortaya çıktı ve zamanla yasaklanmış bir eylemden kabul gören bir kamusal sanat biçimine evrildi. Sanatçılar, bu platformu kendilerini ifade etme ve şehirleri renklendirme aracı olarak kullanıyor. Legal ve illegal yönleriyle sokak sanatı, çeşitli kültürel etkileşimlerle gelişerek diğer sanat akımlarıyla ve müzikle etkileşim içinde bulunuyor.
Sokak sanatı sanatçıların özgürce dolaşarak bu sanatı icra etmesi olarak nitelendirilebilir. Bu sanat türünün kökünün ise çok eskilere dayandığını söylemek mümkün. Sanatçıların günümüzde hala sprey boyalar ile duvarlara sanatlarını icra etmeye tüm hızıyla devam ediyor.
Grafiti sanatının kökenleri, gençlerin binalarda ve metro trenlerinin yanlarında görüntüler oluşturmak için sprey boya ve diğer malzemeleri kullanmaya başladığı 1970'lerde New York'a kadar dayanıyor. Bu tür sanat parlak grafik ve vahşi görüntülerden birçok tarza ev sahipliği yapıyor. Bu sanat sanatçılar tarafından bir iletişim yolu olarak görülüyor. Sanatçıların bu yol sayesinde kendilerini özgür bir şekilde ifade etme imkanına sahip oluyor.
Sanat ilk başlarda sprey boya yerine kalın kalemler kullanılarak icra ediliyordu. Sanatçılar bu çıkmayan kalemler ile havalı bir şekilde imzalarını atıyor, duvarlara basit çizimler yapıyordu. Bu sanatı icra eden kişi sayısı arttıkça ise sanatçılar arasında stil savaşları başladı denilebilir. Birbiri ile yarışan bu sanatçılar, sanatın günümüzdeki halini almasında büyük rol oynuyor.
Soru: Sokak sanatı ve grafiti nedir ve nasıl gelişmiştir?
Cevap: Sokak sanatı ve grafiti, 1970'lerde gençlerin New York'ta binalar ve metro trenleri üzerine sprey boya ile sanat yapmaya başlamasıyla ortaya çıkmıştır. GaagArt'a göre, bu sanat formu zaman içinde yasaklanmış bir eylemden genel kabul gören bir kamusal sanat biçimine evrilmiş, sanatçılar tarafından kendilerini ifade etme ve şehirleri renklendirme aracı olarak kullanılmıştır.
Sokak sanatçıları 1970’li yıllardan günümüze kadar popülerliğini korumaya devam ediyor. Bu sanat isyanlara baş kaldırmak ve tepki göstermek amacı ile ortaya çıkıyor. Dönemin sanatçıları kendilerini duvarlara bir şeyler çizerek ya da yazarak ifade etmeyi seçerek özgür hissediyor. Karanlık tarza sahip sanatçıların yanı sıra bu sanatta renkli ve eğlenceli imgeler kullanmayı tercih eden sanatçılar da ortaya çıkıyor.
Bu sanat aynı zamanda acıyla renkli bir şekilde baş etme yöntemi olarak da ifade edilebilir. Durum böyle olunca ise şehrin tüm duvarları ve birçok yapı renkli sprey boyalar ile estetik bir hale geliyor.
Bu eşsiz sanatın bir isyan eyleminden tanınmış bir kamusal sanat biçimine doğru evrimi, on yıllar boyunca meydana gelen kültürel değişimleri yansıtıyor. Geçmiş zamanlarda yasak ve kötü bir eylem olarak görülen bu sanat günümüzde tam tersi bir nitelik taşıyor. Sanatın insanlar tarafından kabul görmesi üzerine sanatın güzelliği de fark edilmeye başlandı denilebilir.
Öyle ki bu sanata sahip birçok tabloyu insanlar evlerinde ve iş yerlerinde kullanmaya başladı. Birçok mekan sahibi bu sanatçılar ile anlaşarak iş yerlerinin duvarlarını renkli bir şekilde süslemek istiyor.
Bu sanat çoğu zaman gece geç saatlerde veya sabahın erken saatlerinde reşit olmayanlar tarafından gerçekleştiriliyor. Bazı duvar yazıları çete faaliyetlerinin ürünü olarak ifade ediliyor ve bölgeleri tanımlamak, çete üyeleri arasındaki ilişkileri veya çatışmaları belirtmek ya da yasa dışı uyuşturucu satışını teşvik etmek için de kullanılıyor. Bu sanatın yasa dışı olmasının ana nedenlerinden biri vandalizm olarak görülmesidir. Bu terim vandalizmle el ele gidiyor gibi görünüyor. Bunun nedeni ise vandalizm kavramının kamu ya da özel mülkiyetin kasıtlı bir şekilde zarar görmesi olarak ifade ediliyor olması. Sanatçılar birçok yapıya izinsiz bir şekilde sanatını icra ettiği için bu sanat illegal nitelikler taşıyor.
Sanatçılar yakalanma riskinin heyecanı ve çeşitli tehlikelerin olasılığı nedeniyle bu işi büyük bir zevkle yapıyor. Günümüzde ise bu sanat birçok legal yoldan da icra edilerek birtakım alanlarda özgürce kullanılıyor.
Sokak sanatı genellikle farklı topluluklara ait sembolleri, görüntüleri ve gelenekleri birleştirerek kültürel çeşitlilikten ilham alır. Çağdaş sanatçılar bu etkiyi benimsedikçe, çalışmaları küresel bir bakış açısını yansıtıyor. Durum böyle olunca da bu sanatın diğer sanat akımları ile etkileşime geçmesi son derece kolay bir hal aldı denilebilir.
Bu sanat ve müzik, duyguları uyandırma ve hikaye anlatma yetenekleri nedeniyle doğal bir bağlantıyı paylaşıyor. Müziğin duyguları ses yoluyla aktarması gibi bu sanat da müzikal temaları ve ritimleri büyüleyici görsel anlatılara dönüştürüyor. Şarkılardan veya sanatçılardan ilham alan duvar resimleri genellikle müziğin görsel uzantıları olarak hizmet ederek izleyicilerin melodiyi farklı bir biçimde deneyimlemelerine olanak tanır. Sokak sanatçıları bazen müzik etkinlikleri sırasında senkronize duvar resimleri ve canlı resim performansları oluşturmak için müzisyenlerle iş birliği yaparak izleyicinin eşsiz bir deneyim yaşamasını sağlıyor. Şehir duvarlarındaki sanat bu şekilde müzik sanatı ile birleşerek ortaya harika bir senkronizasyon çıkmasını sağlıyor.
Pop Art ve Duvar Sanatı adlı içeriğimiz de dikkatinizi çekebilir.