Leonardo da Vinci’nin Az Bilinen Dahilikleri
leonardo da vinci kimdir? Leonardo da Vinci, yalnızca bir ressam değil, aynı zamanda bir mucit, bilim insanı ve filozof olarak tarihe damga vurmuş çok yönlü bir figür olarak kabul edilmektedir.
Sürrealizm, bilinçaltının derinliklerine yolculuk eden bir sanat akımıdır. GaagArt, bu büyüleyici dünyayı eserlerine taşıyarak, hayal ile gerçeklik arasındaki sınırları zorlar.
Sürrealist sanat, Birinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan ve sanatçıların bilinçdışı düşüncelerini eserlerine yansıttıkları bir akımdır. GaagArt, bu akımın rüya gibi ve mantıksız sahnelerini, modern ve estetik tablolarla sanatseverlere sunuyor. Sürrealizm, geleneksel sanat anlayışlarını sorgulayarak, izleyicileri alışılmadık ve büyüleyici bir düşünce yolculuğuna çıkarır.
Sürrealizm sanatında sanatçılar genellikle bilinç dışı kavramında yararlanarak hareket eder. Bu sanat türüne sahip eserlerde rüyayı andıran sahnelerin görülmesi son derece mümkün. Tıpkı rüyanızda gördüğünüz garip ifadeler gibi bu eserlerde de bir hayal imgesi yer aldığı söylenebilir. Dönemin sanatçıları bu bakış açısı ile eserlerini ortaya koyar.
Bu akım Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Avrupa'da gelişen, sanatçıların bilinçdışı zihnin kendini ifade etmesine izin vermeyi amaçladığı, genellikle mantıksız veya rüya gibi sahnelerin ve fikirlerin tasviriyle sonuçlanan bir sanat ve kültür hareketidir. Bu sanat türü insan deneyiminde devrim yaratmayı amaçlamaktadır. Akılcı bir yaşam vizyonunu, bilinçdışının ve rüyaların gücünü ortaya koyan bir vizyonla dengeler. Hareketin sanatçıları, beklenmedik ve tekinsiz olanda, göz ardı edilen ve alışılmadık olanda büyü ve tuhaf güzellik buluyor.
İçerik ve serbest biçime yaptığı vurguyla bu akım çağdaş, son derece biçimci Kübist harekete önemli bir alternatif sağladı ve modern resimde geleneksel içerik vurgusunun sürdürülmesinden büyük ölçüde sorumluydu. Büyük Sürrealist ressamların çalışmaları kategorik olarak özetlenemeyecek kadar çeşitlidir denilebilir. Aynı zamanda her sanatçı kendi kendini keşfetme yollarını aradı. Bazıları kararlılıkla bilinçli zihnin kontrollerinden kurtulmuş bilinçdışının spontane bir şekilde açığa çıkmasının peşindeyken diğerleri bir keşif için özgürleştirici bir başlangıç noktası olarak Sürrealizmi kullandı. Bilinçli ya da bilinçsiz kişisel fantazilerin çoğu zaman büyük güzelliğe sahip biçimsel yollarla ortaya çıkması olarak da ifade edilebilir. Sürrealist tablolar ise tüm bu bakış açıları doğrultusunda son halini aldı.
Bu harekette rüya bir boşluk, bilinçteki bir delik olarak görülmekten vazgeçilir ve zihinsel aktivitenin az ya da çok gizli ya da tamamen açık olmayan diğer kutbu olarak anlaşılır. Rüya gördüğümüzde beynimizin mantık merkezleri kararır ve serotonin ve norepinefrin gibi öz kontrolle ilişkili kimyasallar azalır. Aynı zamanda duygu merkezleri de aydınlanır.
Gerçeküstü sanat bu yönü ile rüyalarla kolay bir şekilde ilişkilendirilebilir. Bu sanat türü bilinç hareketlerini amaç edindiği için eserlerde aynı paralelliğe sahip unsurlar görmek son derece mümkün.
Rahatsız edici, yerinden edilmiş, rüya gibi bu akımın görsel dili o kadar normal ki, gerçek dışı veya insan zihninin daha derin, daha karanlık girintilerine işaret eden herhangi bir şeyin kısaltması olabilir.
Bu sanat hareketi 1920'lerde ve 1930'larda Birinci Dünya Savaşı'nın travmalarına ve modern uygarlığa dair hayal kırıklığına tepki olarak ortaya çıkan kültürel ve sanatsal bir harekettir. Şaşırtıcı, tuhaf özelliklerle dolu çarpık, irrasyonel bir evreni tasvir ederek gerçekliğe meydan okumaya çalışan bir stildir. Rüya tabloları bu düşünceler ışığında ortaya çıkıyor ve adeta tüm gerçek unsurları reddediyor.
Bu tamamen bilinçdışı zihinle ve bunu hayal gücünüzü ve en derin düşüncelerinizi keşfetmek için kullanmakla ilgilidir denilebilir. Bu hareketin odak noktası, önünüzde görebileceğiniz dünyadan uzaklaşmak ve kendi kafanızdaki hayali, fantazi veya rüya benzeri fikirlerle bağlantı kurmaktır.
Sürrealistler, otomatik yazı ve çizimi bilinçli kontrolü aşmanın ve bilinçaltına erişmenin bir yolu olarak kullandılar. Sanatçılar, bilinçli düşünceyi bırakıp dizginleri serbest bırakarak gizli duygu ve fikirlere ulaşmayı başardılar.
Bu eşsiz hareket aklın uyguladığı her türlü kontrolün yokluğunda, her türlü estetik ve ahlaki kaygının dışında düşüncenin dikte edilmesi olarak da ifade edilebilir. Pek çok sürrealist sanatçı, bilinçdışı zihinlerinden fikirlerin ve görüntülerin kilidini açmak için otomatik çizim veya yazmayı kullanmıştır. Diğerleri ise rüya dünyalarını veya gizli psikolojik gerilimleri tasvir etmeyi amaçladı diyebiliriz.
Soru: Sürrealist sanatın temel özellikleri nelerdir ve GaagArt bu akımı nasıl yorumlar?
Cevap: Sürrealist sanat, bilinçaltı ve rüya dünyasının sahnelerini tasvir eder. GaagArt, bu özellikleri modern çizgilerle birleştirerek, izleyicilere hem estetik hem de düşündürücü eserler sunar. Sanatın bu akımı, mantıksızlık ve rüya gibi görüntülerle gerçeküstü bir dünya yaratma amacını taşır.
Akımın stilleri, kavramları ve teknikleri dünya çapında birçok sanatçıyı etkilemiştir. Sürrealizm dünyaya sanatı görünür, gerçek ve bilinçaltı düzeyde takdir etmeyi öğretti demek doğru olur. Sürrealizm, dünya çapında popülaritesi artan, iyi bilinen bir sanat türü olarak nitelendirilebilir.
Bu sanat hareketi belirsiz, büyüleyici ve mecazi yollarla duyguları uyandırır, tamamen yeni bir bakış açısı ve yenilikçi bir düşünce tarzı sunar. Sürrealistler, hayal gücünün kilidini açmanın bir yolu olarak bilinçdışını kanalize etmeye çalıştılar. Rasyonalizmi ve edebi gerçekçiliği küçümseyen ve psikanalizden güçlü bir şekilde etkilenen Sürrealistler, rasyonel zihnin hayal gücünün gücünü bastırdığına ve onu tabularla ağırlaştırdığına inanıyorlardı. Sürrealist eserler ise günümüzde yaygın bir kullanım alanına sahip denilebilir. Bu eserler ev ve ofis gibi ortamları estetikleri ve sıra dışı nitelikleri ile büyülüyor.
Diğer içeriklerimize buradan ulaşa bilirsiniz.