Leonardo da Vinci’nin Az Bilinen Dahilikleri
leonardo da vinci kimdir? Leonardo da Vinci, yalnızca bir ressam değil, aynı zamanda bir mucit, bilim insanı ve filozof olarak tarihe damga vurmuş çok yönlü bir figür olarak kabul edilmektedir.
Gerçekçi ve hiperrealist sanat akımları, doğanın ve insanların ayrıntılı bir şekilde tasvir edilmesini öne çıkarır. Bu sanat türleri, gözlemleyenlerin eserlerin hikayesini hemen anlamasını sağlar. Gerçekçilik, doğa ve çağdaş yaşamın doğru, ayrıntılı ve süssüz tasvirini sunarken, hiperrealizm yüksek çözünürlüklü fotoğraflara benzeyen eserlerle gerçeği adeta aşar. Sanatın bu formları, insanların günlük yaşamının görsel, sosyal ve kültürel detaylarına odaklanarak izleyicilerde belirli hisler ve duygular uyandırmayı hedefler. GaagArt tarafından sunulan bu içerikte Gerçekçi Duvar Resimleri ile ilgili daha detaylı bilgi elde edeceksiniz.
Gerçekçi sanat akımı genel olarak doğayı ve insanları ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. Bu sanat türünde herhangi bir tasvir yer almıyor ve kişilerin eserlerin hikayesini gördüğü anda anlayabiliyor. Bu sanat türünde öncü haline gelen birçok sanatçı ve sanat eseri de bulunuyor.
Gerçekçilik sanatta doğanın veya çağdaş yaşamın doğru, ayrıntılı, süssüz tasviri olarak nitelendirilebilir. Gerçekçilik dış görünüşlerin yakından gözlemlenmesi adına yaratıcı idealleştirmeyi reddeder. Bu haliyle geniş anlamıyla gerçekçilik, farklı medeniyetlerde pek çok sanatsal akımı bünyesinde barındırmıştır. Bu sanatın özellikleri arasında fotoğrafik gerçekçilik, çağdaş konulara ve ortamlara odaklanma, ayrıntı kullanımı, renk kullanımı ve günlük hayata vurgu yer alır. Bu akım romantik hareketin egzotik konusuna ve abartılı duygusallığına ve dramasına karşı isyan etti. Bunun yerine gerçek ve tipik çağdaş insanları ve durumları gerçek ve doğrulukla tasvir etmeye ve hayatın nahoş yönlerinden kaçınmaya çalıştı.
Hiperrealizm, yüksek çözünürlüklü fotoğrafa benzeyen bir resim ve heykel türü olarak ifade edilebilir. Hiperrealizm, ortaya çıkan tabloları veya heykelleri yaratmak için kullanılan yöntemlerle fotogerçekçiliğin bir ilerlemesi olarak kabul edilir. Hiperrealizm nispeten yeni bir sanat biçimidir. İnanılmaz derecede gerçekçi görünen ve çoğu zaman gerçeğiyle karıştırılan sanat eserlerini tanımlar. Uzaktan bakıldığında hipergerçekçi bir tablo veya heykeli gerçek bir fotoğraf veya nesneyle karıştırmak kolaydır.
Gerçekçilik ve Hiperrealizm arasındaki temel fark ise gerçekçiliğin bir resmi kopyalaması, hiperrealizmin ise bilinçli olarak izleyicide belirli hisler ve duygular yaratmayı hedeflemesidir. Bu türün sanatçıları, günlük yaşamın görsel, sosyal ve kültürel ayrıntılarına daha fazla odaklanarak çalışmalarını salt fotoğraf kalitesinin ötesine taşıyor. Çıplak gözle görebildiklerimizin daha canlı bir tasvirini şekillendirmek için renk yoğunluğu, ışık, kontrast ve keskinlikle oynuyorlar. Detaylı tablolar ise bu yöntemlerle ortaya çıkıyor denilebilir.
Genellikle natüralizm ya da nesnel gerçekçilik olarak bilinen sanatta gerçekçilik, gerçekliği olabildiğince doğru ve özgün bir şekilde temsil etmeyi amaçlayan sanatsal bir yaklaşım olarak kabul edilir. Gerçekçilik manzara resminin içindeki tarzlardan biri olsa da, manzara sanatı çok çeşitli yaklaşımları bünyesinde barındırır. Gerçekçi manzara resmi, manzara resminin doğal görünmesi anlamına gelir. Çizim veya boyama perspektif kullanılarak yapılmışsa, resim iki boyutlu bir yüzey üzerinde olsa bile üç boyutlu bir sahne gibi görünmelidir.
Manzara resimleri dağları, vadileri, su kütlelerini, tarlaları, ormanları ve kıyıları tasvir edebilir ve insanların yanı sıra insan yapımı yapıları da içerebilir veya içermeyebilir. Portre tabloları ise bu sanat türünde adeta bir fotoğraf gibi gerçekçi nitelikler sergiler. Kişinin yüzünün tüm detaylarını tablo içerisinde görmek mümkün hale gelir.
Soru: Gerçekçilik ve hiperrealizm arasındaki temel fark nedir?
Cevap: Gerçekçilik, doğanın veya çağdaş yaşamın doğru, ayrıntılı tasvirini sunarken, hiperrealizm izleyicilerde belirli hisler ve duygular uyandırmayı hedefleyen, yüksek çözünürlüklü fotoğrafa benzeyen eserler yaratır.
Bu akımın öncüsü olan birçok sanatçı ve sanat eseri bulunuyor. Fransız gerçekçi ressam Gustave Courbet, 1840'larda kırsal yaşamın ve fabrika işçilerinin geniş sahnelerini resmetmeye başladığında gerçekçiliğin temelini attı denilebilir. Ünlü ressamların tabloları içerisinde Courbet'ten önce sanatçılar genellikle yerleri idealleştiriyordu ve bu da nesneleri tam olarak görüldükleri gibi tasvir edemeyecekleri anlamına geliyordu. Courbet, sanatçının benzersiz sesini eserden çıkardığı için bunun resim açısından iyi olmadığını düşünüyordu.
Başka bir örnek olarak ise Fransız modernist ressam Edouard Manet’in sıradan yaşamı doğrudan tasvirleriyle hayranlık uyandırıyor. Sanatseverler arasında popüler olan 20. yüzyılın Realist ressamı Andrew Wyeth, hem son derece gerçekçi hem de tarif edilemez derecede hayal gücüne dayalı bölgeselci çalışmalarıyla halkın ressamı olarak anılıyor.
Gerçekçilik sanat dünyasında büyük bir nüfuz kazandı çünkü ilkeleri sanatın üretilme biçimini temelden değiştirdi. Hareketin diğer Avrupa ülkelerinde de onun estetiğini ve felsefesini taklit eden benzerleri olmasına rağmen hiçbiri Fransa'daki orijinal hareket kadar tartışma yaratmadı.
Yalnızca devlet destekli sanat akademisi tarih ve tür sahnelerini desteklediğinden gerçekçilik kurumsallaşmış ve toplumda uygun görülen geleneksel resim biçimlerine karşı toplumsal bir isyandan doğmuştur. Sanatsal harekete verilen bu resmi destek diğer Avrupa ülkelerinde daha az yaygındı ve dolayısıyla gerçekçilik o kadar da aşırı bir eğilim gibi görünmüyordu.
Gerçekçi resimler zaman içerisinde kabul görerek büyük bir popülariteye ulaştı. Öyle ki bu gerçekçi sanat eserleri günümüzde ev ve ofis gibi işyerlerinde büyük ölçüde tercih ediliyor.
Modernizm ve Duvar Sanatı adlı içeriğimiz de dikkatinizi çekebilir.